DemiryoluSürdürülebilir Ulaşım

RAYLI SİSTEMLERİN ÇEVRESEL ETKİLERİ

Raylı Sistemler; Çevre kirliliği, Alan kullanımı, Gürültü, Enerji ve Güvenlik açısından çevresel etkileri diğer ulaştırma sistemleri ile karşılaştırmalı bir şekilde incelendiğinde tüm bu çevresel etkiler açısından raylı sistemlerin diğer taşıma sistemlerine göre çevreye daha duyarlı bir konumda olduğu görülmektedir.

Gelişmiş ülkeler günümüzde ulaşım sistemlerinin çevresel etkileri, bu etkilerin maliyetleri ve bu çevresel etkilerin olumsuzluklarının azaltılması için alınacak önlemlerin belirlenmesi üzerinde önemle durmaktadır. Artık bir ulaşım yolunun planlanması yapılırken değerli arazi ve doğal kaynaklara zarar verilmemesine, orman, tarım arazisi, su kaynakları, tarihi ve kültürel alanlar ile turizm alanlarının korunmasına özellikle dikkat edilmekte, yatırım maliyetlerinin yanı sıra sistemin çevresel etkileri ve doğuracağı sonuçlar da göz önünde bulundurulmaktadır. Bu kapsamda ulaşım sistemlerinin çevre ile olan ilişkileri incelendiğinde, taşıdığı yolcu başına çevreye olan etkisi göz önünde bulundurulduğunda demiryolu sistemlerinin öne çıktığı görülmektedir. Günümüzde hızla artan nüfus, işgücü ve trafikteki araç sayısına paralel olarak; ulaşım sorunları hızla büyüyen şehirlerimizde ekonomik ve verimli bir ulaşım sistemi oluşturmanın en temel koşulu, diğer taşıma sistemleri ile bütünleşmiş bir raylı sistem ağının oluşturulmasıdır.

TAŞIMA SİSTEMLERİNİN ÖZELLİKLERİ
SİSTEM HIZ TAŞIMA
KAPASİTESİ
GÜVENLİK ENERJİ
TÜKETİMİ
ULAŞIM AĞI KURABİLME İLK YATIRIM
MALİYETİ
İŞLETME
MALİYETİ
DEMİRYOLU Orta
Yüksek
Yüksek Yüksek Az Doğal
Koşullarla Sınırlı
Yüksek Orta
KARAYOLU Orta Düşük Düşük Çok Çok Fazla Az Orta Az
DENİZYOLU Düşük Yüksek Yüksek Az Sınırlı Yüksek Orta Az
HAVAYOLU Çok
Yüksek
Orta Fakat
artmakta
Yüksek Çok Doğal
Koşullarla Sınırlı
Yüksek Çok
Yüksek

Demiryolu Sistemlerinin Avantajları

Şehir içi ulaşımında raylı ulaşım sistemlerinin kullanılması halinde elde edilecek avantajlar;

  • Ucuz, hızlı ve konforlu ulaşım

Demiryolu sistemleri elektrik enerjisi kullanımından ve bu enerjinin birçok farklı alternatiften elde edilebildiğinden dolayı işletme maliyetleri düşüktür. Sarsıntısız, düzgün ivmelenen hareket kabiliyetine sahiptir. Bu da seyahat konforunu sağlamaktadır. İvmelenme ve duruş zamanları kısa olduğu için daha seri hareket etmekte ve seyahat süresi kısa olmaktadır. Demiryolu hattının yapımı ve bakımı otoyollara göre çok daha ucuz ve daha uzun ömürlüdür.

  • Şehir içi trafiğine çözüm

Raylı sistem araçları ile taşınan yolcu sayısı yüksek rakamlarda olacağı için lastik tekerlekli araçlara olan talebin düşmesini sağlayacaktır. Kendine tahsis edilmiş ayrı bir yola sahip olan raylı sistemler lastik tekerlekli araç trafiğine dahil olmayarak trafiğe yük getirmezken, aynı zamanda modern, hızlı, konforlu ve güvenli olmasından dolayı tercih edilecek ve dolayısıyla şehir içi trafik probleminin çözümü yönünde olumlu katkıda bulunacaktır.

  • Çevre ve gürültü kirliliğinin azalması:

Raylı sistem araçları, elektrik motorları ile çekildiğinden dolayı, hem sessiz çalışmakta hem de temiz enerji kullanarak çevreye zararlı gaz salınımları oluşturmamaktadır. Fakat bunun, aynı sayıdaki yolcuyu başka ulaşım sistemleriyle taşıdığımızdaki duruma göre kıyaslandığı unutulmamalıdır. Raylı ulaşım sistemlerinin de çevreye kirliliğine yol açabildiği bilinmektedir ancak göreceli olarak çevre dostudur.

  • Emniyetli ve güvenilir yolculuk:

Tam otomatik tren korumaları sayesinde trenlerin içerisinde taşınan yolcular için yüksek güvenli taşıma, yoldaki diğer yaya ve taşıtlar için emniyetli bir seyahat şekli sağlanmaktadır.

  • Düşük işletme maliyetleri:

Raylı ulaşım sistem uygulamalarında, taşınan yolcu başına istihdam edilen personelin çok az olması, yolcu başına kullanılan enerjinin az ve ucuz olması, sistem içindeki araçların faydalı kullanım ömürlerinin uzun süreli olması gibi faktörler işletme maliyetlerini en aza indirmektedir.

Raylı Ulaşım Sistemlerinin Çevresel Etkileri

Hava kirliliği; havada yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek konsantrasyonda bulunmasıdır. Yapay kirletici grubuna giren ulaşım araçlarının neden olduğu hava kirliliğinin boyutları ve nedenleri incelendiğinde ulaştırmanın hava kirliliğine yol açan en önemli kaynaklar arasında olduğu görülmektedir. Bu kirlilik egzoz gazı olarak, karbüratör ve yakıt tanklarının doğurduğu buharlar yüzünden ortaya çıkan hava kirlenmesi olarak ve bu sektörlerdeki sanayi atıkları olarak karşımıza çıkmaktadır. Motorlu araçların çıkardığı egzoz gazı bulunulan ortama kurşun ve diğer zehirli maddeleri bırakmaktadır.

Raylı ulaşım sistemlerinin hava kirliliğindeki payı, elektrik ve dizel çekiş gücü kullanımı nedeniyle % 5 iken karayollarının payı % 85 düzeyindedir. Aynı zamanda raylı ulaşım sistemlerinin arazi ve suların kirlenmesinde de payı azdır. Buna karşın, karayolu araçlarından çıkan yağlar, benzin istasyonlarındaki sıvı karbüranlardan oluşan değişik maddeler çevredeki arazi ve sulara zarar vermektedir. Bir elektrikli tren ile 42 km seyahatimiz sonucunda çevreye 1 kg karbondioksit yayılırken, aynı miktarda karbondioksit otobüsle 12 km’de, otomobil ve uçakla ise 7 km’de yayılmaktadır.

MALİYET TÜRÜ DEMİRYOLU OTOMOBİL OTOBÜS
Hava Kirliliği 0,11 1,84 0,38
Zemin ve suyun bozulması 0,00 0,19 0,05
Gürültü 0,20 0,03 0,05
Kazalar 0,24 1,67 0,29
Araziyi bölme etkisi 0,00 0,04 0,01
Alan kullanımı 0,02 0,03 0,01
TOPLAM 0,57 3,80 0,79

Raylı ulaşım sistemlerinin kara kullanımı açısından çevresel etkileri

 Bir ulaşım yolunun planlanması sırasında değerli arazi ve doğal kaynaklara zarar verilmemesine özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu ayrıntılar üzerinde yeterince durulmaması, hem doğal çevre dengesini bozmakta hem de ekonomik kayba neden olmaktadır. Doğal kaynakların yanlış kullanımı, arazinin bölünmesi, değerli arazinin yok edilmesi ve diğer çevre kirlilikleri ile eko-sistem arasında bire bir etkileşim söz konusu olmaktadır. Ülkelerde ulaşıma ayrılan alan; yerleşim bölgeleri, endüstri alanları, doğal alanlar ve ormanların yanında oldukça düşük bir pay oluşturmaktadır. Ulaşım ağı oldukça iyi olan ülkelerde bile ulaşıma ayrılan alan % 5 dolayındadır ve bunun yarıdan daha azı raylı ulaşım sistemlerine düşmekte olup, bu oranın içinde şev ve yeşil alanlar da bulunmaktadır (1).

Aynı kapasitede taşımacılık için raylı sistemlere, karayollarına ve denizyollarına göre daha az arazi gerekmektedir. Platform genişliği 13,7 m olan çift hatlı, elektrikli bir raylı ulaşım sistemi hattı, 37,5 m genişliğinde ve 6 şeritli bir otobana kapasite açısından eşdeğerdir. Buna göre karayollarında, raylı ulaşım sistemlerine oranla 2,7 kat daha fazla arazi kullanımı gerekmektedir. Denizyolu taşımacılığında da aynı kapasitede taşıma için 55 m deniz genişliği gerekmektedir. Bununla birlikte son zamanlarda şehir içi raylı sistemlerinin hat yapıları büyük bir oranda tünel ve viyadük şeklinde yapılmakta, bu da arazi kullanımı açısından büyük kazançlar sağlamaktadır.

Raylı ulaşım sistemlerinin enerji tüketimi açısından çevresel etkileri

Raylı ulaşım sistemleri gerek yük gerekse yolcu taşımacılığında diğer ulaşım sistemlerine göre daha az enerji harcamaktadır. Değişik ülkelerde yapılan araştırmalar özellikle yük taşımacılığında raylı sistemlerin çok ekonomik olduğunu ortaya koymuştur. Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre, yolcu taşımacılığında raylı ulaşım sistemi 1 kabul edilirse, otoyolda tüketilen enerji 3 olmaktadır. Buna eşdeğer taşıma yapan havayolunda ise enerji tüketimi 5,2 olmaktadır. Ayrıca, Uluslararası Demiryolları Birliği’nin bir raporuna göre bir yolcu, 1 kwh enerji harcayarak tren ile 5 km, otomobille 1,7 km ve uçakla 1,1 km seyahat etmektedir. Türkiye’de ise raylı ulaşım sistemlerinde birim işe düşen enerji tüketimi karayoluna göre 1/4-1/7 oranında daha az olmaktadır. Karayollarında yaygın olarak benzin kullanılmakta, raylı ulaşım sistemlerinde ise dizel yakıt veya elektrik kullanılmaktadır. Şehir içi raylı sistemlerde ise tamamen elektrik enerjisi kullanılmaktadır. Ülkemizin petrol ürünlerinde dışarıya bağımlılığı dikkate alındığında şehir içi ulaşımda raylı sistemlerin önemi ve milli ekonomiye katkısı daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Sonuçlar

Raylı ulaşım sistemlerinin çevre kirliliği, alan kullanımı, gürültü, enerji ve güvenlik açısından çevresel etkileri diğer ulaştırma sistemleri ile karşılaştırmalı bir şekilde incelendiğinde tüm bu çevresel etkiler açısından raylı sistemlerin diğer taşıma sistemlerine göre çevreye daha duyarlı bir konumda olduğu görülmektedir. Taşınan yolcu-km bazında değerlendirildiğinde birim trafiğe düşen en büyük çevresel etkilerin ve bunların maliyetlerinin karayollarında meydana geldiği ve özellikle de otomobil trafiğinin en olumsuz sonucu oluşturduğu görülmektedir. Yapılan çalışmalarda demiryolunun çevresel etkileri diğer sistemlerle karşılaştırıldığında tüm çevresel etkiler açısından avantajlı bir konuma sahip olduğu belirlenmiş, bu etkilerin maliyetleri bazında yapılan değerlendirmede de demiryoluna ait maliyetin oldukça düşük olduğu saptanmıştır.

Büyük şehirlerin ulaşım sorunları, onların sosyal ve ekonomik varlıklarını sürdürebilmeleri, gelecekte yaşanılır çevreler olabilmeleri bakımından büyük önem taşımaktadır. Gürültünün ve hava kirliliğinin azalması, enerjinin daha verimli kullanımı, konforlu, güvenilir ve emniyetli taşımacılık gibi katkıları göz önüne alındığında raylı taşımanın şehir içi yolcu taşımacılığındaki önemi açıktır. Bu nedenle günümüzde hızla artan nüfus, işgücü ve araç sahipliğine paralel olarak ulaşım sorunları hızla büyüyen şehirlerimizde, ekonomik ve verimli bir ulaşım sistemi oluşturmanın en temel koşulu, diğer taşıma sistemleri ile entegre olmuş bir raylı sistem ağının oluşturulmasıdır. Verilen bilgilerin de gösterdiği gibi, raylı ulaşım sistemlerinin de oluşturduğu çevre sorunlarının olduğu muhakkaktır ancak diğer taşıma türleri ile mukayese edildiğinde raylı sistemleri “çevre dostu” ulaştırma sistemi olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. Ayrıca raylı sistemlerdeki gelişen teknolojinin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte bu sorunlar da en aza indirilmekte veya tamamen ortadan kaldırılacak seviyeye gelmektedir.

İsmail Ay

1989 yılında Konya'da doğdu. 2011 yılında İTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünde tamamladığı lisans eğitimi sonrasında, 2014 Ulaştırma Mühendisliği yüksek lisans programını, 2021 yılında Anadolu Üniversitesi Web Tasarım ve Kodlama ön lisans eğitimini tamamladı. İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Ulaştırma Mühendisliği Doktora programı tez çalışmasına ve İstanbul Üniversitesi Adalet ön lisans eğitimlerine devam etmektedir. 2012-2018 yılları arasında İBB iştiraklerinden Metro İstanbul AŞ.'de, 2018-2020 Yılları arasında Etüt Proje şefi olarak görev aldığı İSPARK AŞ.’de görev aldı. 2020 yılı itibari ile, APCO Altınok müşavirlik hizmetleri bünyesinde, Gayrettepe ve Halkalı-İstanbul Havalimanı projesinde kontrol şefi olarak görev almaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu