Ana KategoriDemiryolu

Metro sistemleri nasıl ortaya çıktı?

Kent içi Raylı Sistemlerin Yer Altı Serüveni

Kentiçi sürdürülebilir ulaşım ın ana unsurlarından toplu taşımacılığı, günümüz koşullarında; hız, konfor ve güvenlik açısından ele aldığımızda metro açık ara öne çıkıyor ve kullanıcılar tarafından en çok tercih edilen toplu taşımacılık yöntemi olarak boy gösteriyor. Peki günümüz koşullarında bile metro yapımı teknik ve mali açıdan yerel ve merkezi idareyi zorlarken, insaları bundan 100-150 sene öncenin imkanlarıyla “kara tren”leri yer altına indirmeye iten gerekçe ve motivasyon neydi? O günkü şartlarda kimler zamanının bu “mega” denilebilecek hayal projelerini nasıl hayata geçirdi? 

“Kent içi Raylı Sistemlerin Tarihçesi yazımızda da değindiğimiz üzere, büyüyen ve yoğunlaşan kent merkezlerinde ulaşım sorunu her dönem için önemli bir sorun teşkil etmiştir. Kırsal alanlarda yüzyıllardır kullanılan atlı ulaşım kent merkezlerinde yoğunlaştıkca bir çok sorunu da beraberinde getirmiş olmakla birlikte dönem içinde raylı sistemlerin gelişmesi ile atlı tramvaylara evrilerek daha verimli hale getirilmiş ancak bu da yeterli olmamış ve sanayi devrimi ile birlikte fosik yakıtlı araçların kullanımı bu devri neredeyse tamamen sonlandırmıştır. Raylı sistemlerde de kullanımı başlayan fosil yakıtlı motorlarla birlikte kent içi ulaşımda yeni aktörler türemiş ancak yoğunlaşmayı sürdüren kent merkezlerinde arazi sorunları ve kent içerisinde kalan nehir gibi yapılar ulaşımda kesintilere sebep olmaya başlamıştır.

Bu sorunlar ve beraberinde kent merkezlerinde yer altının kullanımını akıllara getirmiş ve o günkü koşullarda kulağa alışılmışın dışında gelen bu önerilere maddi be manevi gerekçelerle bir çok çevreler tarafından şiddetle karşı çıkılmıştır. Bu karşıt söylemler bu süreci sekteye uğratsa da bugün de gördüğümüz üzere raylı sistemlerin yer altı serüveni her geçen gün hızlanarak devam etmekte ve gelişen teknoloi ile birlikte kendini sürekli yenilemektedir.

Avrupa ve Dünyada ilk Yer Altı Kentiçi Raylı Sistem Hattı

İlk metro sistemi, Charles Pearson tarafından Londra için 1843’te Thames Tüneli’nin açılmasından kısa bir süre sonra kentsel iyileştirme planının bir parçası olarak önerildi. 10 yılı bulan tartışmalar sonrasında kent konseyi Farringdon Street ve Paddington-Bishop’s Road, arasında yaklaşık 6 kilometrelik yeraltı demiryoluna izin verdi.

Paddington yakınlarındaki Praed Caddesi kavşağında bir trenin çizimi, 1863.(Kaynak; https://www.historytoday.com/

Demiryolu üzerindeki çalışmalar, 1860 yılında aç-kapa yöntemlerle, yani sokaklar boyunca hendekler açarak, onlara tuğla kenarlar vererek, çatı için kirişler veya bir tuğla kemer sağlayarak ve ardından yolun üstünü restore ederek başladı. 10 Ocak 1863’te hat, kok ve daha sonra kömür yakan buharlı lokomotifler kullanılarak açıldı; kükürtlü dumanlara rağmen, hizmete girdiği ilk yılda 9.500.000 yolcu taşıyan hat, açılışından itibaren başarılı oldu.

Londra’nın ilk yer altı demiryolu projesi; Metropolitan hattı “Baker                Street” istasyonu görseli
London Underground “Baker Street” istasyonu günümüz… Kaynak; reddit

Öte yandan Londra Metrosu tünellerinin bir bölümünün o dönemlerin koşullarda belki de bugünkü teknolojinin temelleri olarak görülebilecek  “TBM” benzeri bir yapı ile ancak el gücü ile kazılarak inşa edildiğini görüyoruz. Londra metrosunun tarihi ile ilgili aşağıdaki kısa belgesele göz atmanızı tavsiye ederim.(03:20 sonrasında Victoria dönemi TBM i ile tanışmaya davet)

Dünyanın ikinci Türkiye’nin ilk Yeraltı Raylı Sistem Hattı “Tünel”

19. yüzyıl İstabul’unda, Galata ve çevresi; Sarraflar, iş yerleri, gümrük, borsa ve mağazalarla ticaretin ve paranın merkezi konumundaydı. Yabancı elçilikler, oteller, eğlence yerleri ve konutların bulunduğu Galata da Beyoğlu ticareti için önemli bir merkezdi. Bu sebeple Galata ve Beyoğlu arasında yoğun bir insan trafiği söz konusuydu. Galata ile Beyoğlu arasında bağlantıyı sağlayan Yüksek Kaldırım Caddesi’nin dik bir yokuş olması, yaya olarak yürümeyi güç ve yorucu kılarken, atlı ulaşımda da yine eğim sebebiyle düşme tehlikesini beraberinde getiriyordu. 1867’de İstanbul’da bulunan Fransız mühendis Eugene-Henri Gavand, yoğun bir şekilde kullanılıyor olmasına rağmen Karaköy’den İstiklal Caddesi’ne ulaşmanın zorluğunu görmüş ve bu bölgede yapılacak küçük bir metro özelliğine sahip asansör şeklindeki bir yeraltı demiryolu, küçük bir metro özelliğine sahip “Tünel” projesi ile bu iki merkez arasındaki eşya ve insan naklinin kolaylaşacağını düşünmüştür. (“Dünden Bugüne Toplu Ulaşım Kültürü”,İETT,2012)

Sultan Abdülaziz Han’ın mührünü taşıyan Tünel fermanı (6 Haziran 1869)                      Kaynak; Dünden Bugüne Toplu Ulaşım Kültürü (İBB-İETT,2012)

Gavand’ın projelerini Fransız sermayedarlarına ve dönemin Osmanlı sadrazamı ile görüşerek, Galata ve Beyoğlu arasında yeraltından işleyecek bir demiryolu yapım ve işletme imtiyazı talebini içeren projesini sunmasıyla 1868 yılında başlayan müzakereleri süreçleri 10 Haziran 1869’da sonuçlandı. Bu dönemde Avrupa siyasi tarihinde gerçekleşen bir çok olumsuz hadise ve Osmanlı’ya yansımaları projenin yapımı geciktirse de Tünel hattı 18 Ocak 1875 Pazartesi günü İstanbul halkının hizmetine açıldı.

Beyoğlu-Galata Tünelin Açılış Töreni Kaynak; Dünden Bugüne Toplu Ulaşım Kültürü (İBB-İETT,2012)

Amerika Kıtasında durum

Amerika kıtasında ise 19. yy ın sonlarına doğru New York ve Boston arasında kıyasıya bir yarış sürüyor.

28 Mart 1895’te Boston, Amerika’da metor inşa eden ilk şehir ünvanını kazanıyor. Çoğunlukla eski gel-git bölgesinden geçen metro güzergahı aç-kapa ile imal ediliyor bu da onlara kaya zeminde patlatma ile ilerlemeye çalışan New York a göre büyük avantaj sağlıyor. 4 Mart 1897’de kazılar sırasında bir gaz hattı deliniyor ve büyük bir patlamaya sebep oluyor. Bu olay halkın büyük tepkisini çekiyor ve çekinceler boy gösteriyor. Uzun süren soruşturmalar sonunda metro sistemi bu kazadan aklanarak çıkıyor ve 6 ay sonra 1 Aralık 1897 de inşaat tamamlanıyor ve Frenk Spreng in elektrikli motoru nun da katkılarıyla, New York’a görece basit bir yapım ve daha az mühendislik gerektirmiş olsa da Boston Amerika’nın ilk metrosu ünvanını alıyor. Açılışın ilk gününde 100bin yolcu, açıldığı yılda ise 50 milyon yolcu taşınıyor.

1897 Boston Metrosu
                                           Kaynak; reddit

New York bürokrasisinin yoğun engelleri sonrasında William Parsons 19. yy ın sonunda 1900’lere girmek üzere iken bürokratik engelleri nihayet aşıyor ve Boston’dan daha geniş ve kapsamlı metro projesini başlatıyor. Büyüyen şehir ve nüfus yoğunluğu ile birlikte elektriğin yaygın kullanımı metroyu kaçınılmaz bir sonuç ve çözüm olarak öne çıkıyor. Parsons’ın yerel ve ekspres çalışabilecek 4 hatlı bir sistem oluşturma fikri sayesinde bugün de New York metrosu 24 saat yaşıyor yani işletme yapılabiliyor. Tünel açma da kullanılan 200 kg dan fazla dinamitin kaza sonucu patlaması 100 ün üzerinde yaralı ve 6 ölüye sebep oluyor. Çok sert ve sağlam bir anakaya içerisinde ilerlemeye çalışan yapım ekibi yoğun baskı altınca çalışıyor ve son bir kaç yüz metre kala yoğun bir tempoda çalışmalar sürdürülüyor. Bu yoğun çalışmalar sırasında Manhattan bölgesinde büyük bir çökme meydana geliyor ve 10 kişinin daha ölümüne sebep oluyor.

New York metrosu Time Square İstasyonu
                                          Kaynak; civitatis.com

27 Ekim 1904’te ise New York metrosu açılarak 100 binden fazla yolcu ile yoğun ilgiyle karşılandı. 14 km den fazla uzunluğu ve 28 istasyonu olan New York metrosu zamanının Amerika’daki en büyük mühendislik yapılarından biri olarak gösterilebilir.

İşte bugünkü anlamda metro sistemlerinin ataları 19. yüzyılın sonları ve 20. yy başlarında bu şekilde dünya tarihindeki yerini almış, bugün de gelişen teknoloji ile kendini yenileyen sistemlerle sürdürülebilir ulaşımın en önemli aktörlerinden biri olarak büyükşehirlerde kent içi ulaşımın bel kemiğini oluşturmaktadır….

İsmail Ay

1989 yılında Konya'da doğdu. 2011 yılında İTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünde tamamladığı lisans eğitimi sonrasında, 2014 Ulaştırma Mühendisliği yüksek lisans programını, 2021 yılında Anadolu Üniversitesi Web Tasarım ve Kodlama ön lisans eğitimini tamamladı. İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Ulaştırma Mühendisliği Doktora programı tez çalışmasına ve İstanbul Üniversitesi Adalet ön lisans eğitimlerine devam etmektedir. 2012-2018 yılları arasında İBB iştiraklerinden Metro İstanbul AŞ.'de, 2018-2020 Yılları arasında Etüt Proje şefi olarak görev aldığı İSPARK AŞ.’de görev aldı. 2020 yılı itibari ile, APCO Altınok müşavirlik hizmetleri bünyesinde, Gayrettepe ve Halkalı-İstanbul Havalimanı projesinde kontrol şefi olarak görev almaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu